28 Şubat 2010 Pazar

Anılardaki 1740 Sokak








Ahmet KARLUK(akarluk35@gmail.com)

Sizlere 1966 yılında taşındığımız 1740 sokağı Aklımda kalanlarıyla anlatmaya çalışacağım.
Sahil tarafından girdiğinizde eski Karşıyaka Koleji vardı daha sonra yıkıldı yerine inşaatı 6 yıl süren çok sağlam 8 derece depreme dayanıklı apartman yapıldı. Genelde öğretmenlerin oturduğu sessiz sakin sokağımızda 1966 1970 yılları arasında tek katlı ve çift katlı bahçeli evler çoğunluktaydı. Bizim evin arkası Karşıyaka’nın en büyük koruluğuna sahipti (korunun bir ucu Batı koleji ve Karşıyaka koleji diğer ucu da meşhur aşıklar caddesi olarak ünlenen 1743 sokak Çamlık a dayanırdı. Korunun içersinde Çam, okaliptüs, selvi ağaçlarının yanı sıra para vermeden yediğimiz ( çaldığımızda diyebiliriz) şeftali nar, erik, İtalyan eriği, kayısı, muşmula, mandalin türünde meyve ağaçları vardı. 1970 yılların başında maalesef bu ağaçlar kesilip yerini ağaç isimlerine ( sedir, ardıç, manolya v.b.) bırakan apartmanlar yapıldı şu anda 1740 / 1 sokaktır.

Evimizin tam karşısındaki 1744 sokak hatırladığım oturanlar ise çamlık tarafından girişte sırasıyla, lisemiz edebiyat öğretmeni Tahsin Yaşamak, Türk edebiyatının sayılı şair, roman ve deneme yazarı, gazeteci, eleştirmen Atilla İlhan’ın kardeşi Çolpan İlhan’ın evi vardı nadiren de olsa Türk sinaması nın usta oyuncularından Sadri Alışık buraya gelirdi. Karşıyaka sosyetesinin ünlü bayan terzisi Perihan Orçunus mahallenin başka sakiniydi. Dünya tatlısı güzel mi güzel 2 kızı vardı büyük kızı Müzeyyen’i görmek için Göztepe ve Türk futbolunun efsane kalecilerinden Ali Artuner bir aralar mahallemize dadanmıştı, hatta bir ara kendisi ile meşe bile oynamıştık. Ali’nin dev cüssesi ve büyük uzun parmakları arasında meşe elinde sanki leblebi gibi duruyordu. Bir atışında da çizgide duran büyük cam meşeyi bir atışta parçalamıştı. Bir başka sakin ”Ayı Turan”lakablı (eskiler Mavna Turan’da derdi) ağbimizi tanımayan yoktur. Adı üstünde güçlü kuvvetliydi ve birkaç Türk filminde de oynamıştı . Okul çıkışı mahalle de minyatür kale maç yaptığımız sırada uzaktan gelen rahvan atların çektiği fayton ve içinde Turan abi gelince maç durur ve hepimiz onun faytondan inişini gülüşmeler içinde seyrederken okkalı zılgıtı da yerdik. Kendisi inmek istediğinde faytoncu tam ters tarafa giderek dengeyi sağlamaya çalışırdı. Allah rahmet eylesin kimseye zararı yoktu.

Bir başka sakin benim arkadaşım olan ve Özel Karşıyaka Kolejlinde beraber okuduğum Ömür Gidel ile çok ilginç bir anım var müzik yaşantısına davul ile başlayıp babasının kendisine o zamanların meşhur “farfisa” marka orgu almasıyla bana davulunu vermeyi teklif etti ve bende severek kabul ettim büyük bir heyecan ile beraberce davulu annem ve babamın okulda olduğu gündüz saatlerinde bizim evin salonuna kurduk ve Ömür bana vuruş sitillerini öğretmeye başlamıştı kendimizi o kadar kaptırmışız ki kapı zilinin deli gibi çaldığını geç fark ettik, gelen komşularımızdı anlaşılan biraz fazla kaçırmıştık ses desibelini aşmıştık ve gelen saldırı karşısında hem korktuk hem de onlar gidince şaşkınlığımızı üstümüzden atıp yediğimiz fırçalardan dolayı kızgınlığın verdiği öfkeyi üstümüzden atıp tekrar çalmaya devam ettiğimizde bu sefer kapıda komşular yerine polis vardı neyse ki gelen yaşlı babacan bir memur idi ve bizim de gençliğimize vererek işi tatlıya bağlamıştık ama sonra Ailem ve dışardan gelen baskılar sonunda davulu Ömür arkadaşıma iade etmiştim. Daha sonraları Ömür arkadaşım 1978-1986 yılları arasında Barış Manço - Kurtalan Ekspres’te çalmıştı,sayısız albümde imzası olan sanatçı arkadaşımın bazı meşhur şarkılara klavyeli çalgılarda eşlik etmişti ““Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” “Aynalı Kemer””Ali Yazar Veli Bozar” “Arkadaşım Eşek” “Hal Hal” “ Eğri Büğrü” Evimizin çapraz karşısında ise Erdem Kolejli vardı çok büyük bahçesi içersinde Tavuş Kuşları vardı. Zaman zaman onları “kabaramazsın kel Fatma annen güzel sen çirkin” der ve tüylerini yelpaze gibi açıp gökkuşağı gibi rengarenk bir görünüm almasını sağlardık. Okulun bekçililiğini ise geceleri serbest bırakılan 2 adet dev kurt köpeği yapıyordu sıkıyorsa okulun etrafını çevreleyen tel duvarda oturmaya çalış, havlayarak ortalığı ayağa kaldırıyorlardı.

1740 sokak çamlık yoluna(1743) çıkar Orman fidanlığı lojmanlarının kapısına kesişirdi,Yolun başında halen duran Karşıyaka’nın en güzel evlerinden olan 2 katlı bahçe içinde çarşıda ki Süller eczanesinin sahibi Coşkun bey otururdu. Karşıyaka sahasıyla beraber Orman fidanlığı halen uçaktan bile görünen en yeşil geniş alana sahip tek yerdir.

Orman Fidanlığına girince hemen soldaki lojmanda kaf Sin kaf ın efsane basketçilerinden piç Osman lakaplı Osman Savran otururdu. Osman la 60 lı yıllarda başlayan arkadaşlığımız Kültürpark Tenis Kulübü başkanı olduğu 2010 larda halen sürmektedir. Fidanlığın içinden geçen yol sabah erken saatlerde açılır ,Karşıyaka sahasının arkasından L şeklinde döner Reşadiye caddesine paralel gider ve sahile çıkmadan 100 mt önce büyük demir kapı ile akşamları belirli bir saatte kapatılırdı. Ben bu yolu genellikle meşhur Reşadiye fırınının Gevrekleri almak için kullanırdım.

Sokağımızda oturan hocalarımıza gelince sahil tarafından girdiğimizde sırasıyla Jale hanım(kız lisesi), annem Azize ,babam Rahmi Karluk, ayni apartmanda karşı komşumuz olan Çınarlı Endüstri Meslek Lisesi hocası Kadir Aktuğ, eşi Fikriye Aktuğ, Şubede( Karşıyaka orta okulu) hocalık yapan Mehmet Ünal ve eşi ilkokul öğretmeni Leman Ünal, lisemiz edebiyat hocası Kadriye Tursun ve eşi Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi ve Çınarlı endüstri meslek lisesi hocalarından Kemal Tursun,yine lisemiz hocalarından şarkıcı Turan hoca , ve de Karşıyaka Kız Lisesinden Şadan hanım ilk aklıma gelenlerdir.
Karşıyaka Adalet Partisi gençlik kolları başkanı Raşit Altuğ ve ailesi çapraz karşımızda otururdu. Hülya ve Çimen adlı 2 kızı, Önder adında oğlu vardı.Büyük kız olan Hülya Karşıyaka çarşısında yıllarca bayanların güzellik ihtiyaçlarını karşılayan meşhur Parfümerici Kaya ile evlenmişti.Küçük kızı Çimen ise tanımadığımız birisi ile evlenmişti.Önder ise eczacılık fakültesini bitirip Eczacı olmuştu ve halen eski Foça’da Önder Eczanesini işletmektedir.
Hipokompüs tan başlayıp 1971 Akdeniz Oyunları için yapılan 50 mt. Olimpik Atatürk yüzme havuzunda devam 20 yıllık eden yüzme ve sutopu yaşamımda 1740 sokağının ayrı bir önemi vardır. Bir zamanlar Karşıyaka adına yarışan yüzme takımı tamamen mahallemizden çıkmaktaydı. Sırtüstünde Mustafa Karluk, Kurbağalamada Hüseyin Siretli, Kelebekte Rıfkı Sezek , serbest stilde Ahmet Karluk (ben) den oluşan 4 x 50 ve 4 x 100 karışık bayrak takımı ile İzmir şampiyonu ve gruplarda Türkiye 3.olmuştuk.

Apartmanımızın 1.katında oturan avcı Mehmet Adar eşi Mizyal teyze ve 5 çocuklarıyla beraber otururlardı büyük oğulları Alarko dan emekli makine mühendisi Gökçen Adar emekli olduktan sonra yemek yazarı olmuş ve ünü tüm Türkiye ye yayılmıştır Ege bölgesinin yemeklerini yazdığı kitaplarda anlatmıştır Kitaplarından bazıları “ Balık” , “ Yaşamla Flört” “Mutfakta Dört Mevsim Sonbahar-Kış” “Mutfakta Dört Mevsim İlkbahar-Yaz” ve halen Alaçatı da bir restoran işletmektedir.

1968 Beatles efsanesinin olduğu yıllarda Karşıyaka’nın Sefiller den sonraki 2. grubu bizim apartmanın alt katında faaliyetlerini sürdürüp konserlere katılıyorlardı. Tahrikçiler isimli bu grupta org çalan eczacı Ersan Öktem ,davulda Öner Gövsa , ritim gitar Ali Adar, bas gitarda Kız Lisesi edebiyat öğretmeni Muammer Aşkın ın oğlu Fuat Aşkın vardı.müzikleriyle sokağımıza neşe katıyorlardı.
Ahmet KARLUK-01.09.2008 / 24.02.2010






1740 Sokak Mustafa KARLUK ilişkisi;









Mustafa KARLUK(mustafa@karkont.com)


Kardeş olmamız nedeniyle aynı evde kaldığımızdan 1740 ın benim yaşamımdaki yeride çok fazladır.

Sahilden girişteki Apartmanın yapım aşamasında gece bekçiliğini yapan Ali isimli Karslı çok candan biri vardı. Ben Diyalektik Materyalizm, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Gotha Erfurt Programlarının Eleştirisine katkı vb. ne kadar kitap okuduysam hemen akşamları yanına gider anlatırdım. O da kafasını sallayarak beni dinler dinler, kendi köyünü anlatırdı. Sonra mutlu bir şekilde eve dönerdim. Nede olsa Devrimci bir eylem gerçekleştirmenin hazzını taşırdım.

Yaz geceleri sinema dönüşlerinde bahçelerin hemen tamamında olan Yasemin çiçeklerinden sokağa nefis bir Yasemin kokusu yayılırdı.

Yukarıda Ahmet’in sözünü ettiği Tahrikçiler gurubu, Cem Karaca, Erkin Koray, Vasfi Uçaroğlu, Erol Büyükburç konserlerinden önce sahne alırdı. Çok fazla bir arada olduğumuzdan Fuat bana bas gitar çalmayı, Ali ise ritim gitarın özelliklerini bana aylarca uzun uzun öğretmeye çalıştılar. Sonunda benim için Yüzme-Sutopu sporunu tercih etmemin en hayırlısı olacağı konusunda beni ikna etmişlerdi.

1740 ile 1744 ün kesiştiği yerdeki 18 nolu Lale Apt nın kızları benden çok çekmişti. Önce 5. kattaki Efes Festivali kraliçesi seçilen Nur İzol ile Söz ve Nişan yapmıştık. Esmer güzeli uzun boylu bir kızdı. Yıllar sonra araya sıkıştırdığım 3 Nişandan sonra ise bir alt kattaki Derya Çağlar ile bir adım daha ileri giderek evlenmiştim. Babası İzmir TDİ Md. ü idi. 2010 u yaşadığımız şu sıralarda ise 2. Eşimle birlikteyim. 1740 a girmem neredeyse mahkeme kararıyla yasaklanacaktı. Bu kadar çok Söz, Nişan ve Evlilik geçirmemden ötürü demek ki sorun sendeymiş diye düşünenlere şimdiden teessüf ederim.

1740 sokaktaki 21 Nolu Funda Aptartmanının 4. katında 6 yıllık Karşıyaka Lisesi, 4 yıllık Ege Üniversitesi, Uzun dönem Askerlik, Yurt dışı çalışmaları, Karşıyaka Yüzme- Sutopu ve yıldız takımı ile Ege Üniversitesinde Basketbol, Üniversitede Dev Genç ve devamında ise İGD çizgisinde siyaset, İzmir Halk Tiyatrosunda, Amerikan Kültürde ve Buca Eğitimde Tiyatro, Karşıyakalı arkadaşlarımla gezmeler, çapkınlıklar sığmıştır. Vayyy anasını sayın seyirciler yaa, dolu dolu yaşamışım pek çok Karşıyakalı gibi.

Mustafa KARLUK – 24 Şubat 2010

3 yorum:

Lütfü Dağtaş dedi ki...

Sevgili Mustafa ve Ahmet Biladerlerim,

Merhaba. Erdal Ağabeyin blogunda, çocukluk ve delikanlılığımın geçtiği yerlere ait o dönemlere ilişkin yazılarınızı keyifle, heyecan duyarak okudum.
Yazdığınız kızlardan salt birisini anımsadım. Amma bir kız var ki ondan hiç söz etmemişsiniz. Kim mi? Sevgili Attilâ İlhan ağabey bir gün röportaj sırasında Çamlık'ı bana anlatırken, bir kıza sürekli mektup yazdığını bana aktarmıştı. Adı ne? diye sorduğumda ise, "olur mu çocuğum. Söyler miyim. O şimdi mevki sahibi bir kadın" demişti. Yıllar sonra Attilâ ağabey öldükten bir ay sonra bir davetde, muhabbet sırasında o bayanla karşılaştığımda, "o benim!" demişti. Onun için ilk karşılaşmamızda o kızı size soracağım. Gözlerinizden, kaleminizden öperim.
Selamlar,
Lütfü Dağtaş

Erdal Önal dedi ki...

Mustafa'nın hayatı mizah;
Onu en iyi tanıyanlardan Ersin
Doger'in ağzından Mustafa Karluk ile ilgili anı;
Günümüzden yaklaşık 25 yıl önce sevgili Mustafa kemale ermiş, yavaş yavaş bir yuva kurma amacıyla ısınma turlarına başlamış. Kızları tek tek sınava alıyor, en uygununu seçmeye çalışıyor haklı olarak. Yine bir hanımla randevulaşmışlar, kafelerden birine geçmişler, gelecekten konuşmaya başlamışlar, kız konuya direk girmiş. "Ben" demiş "Evlendikten sonra çalışmayı düşünmüyorum". Mustafa kısa bir terdddüt geçirmiş, hafiften sarsılmış ama altta kalır mı ? ardından cevabı yapıştırmış "Haklısın" demiş "Ben de evelndikten sonra çalışmayı düşünmüyorum.". Sevgili Mustafa'ya çoluk, çocuk ve ileride torunlarıyla mutlu ve sağlıklı bir hayat dilerim.

ARKBEN dedi ki...

:)) Bu sokak Karşıyaka stadına giderken kullandımız bir sokaktı...1728 -Kilise sokağından aşağıya doğru iner, yolun sonundan bir sağ yapardık, sonra bir sol, çamlık'tayız...sakinliği ve yeşilliği ile her daim sevmişimdir. Hulki vardı benim yaşıtım, belki bilirsiniz Çamlık tarafında otururdu...Ama bir de kötü bir anım var, bir gün topumuzu almış stada giderken Çamlık'ta mukim bir çete yolumuzu kesmiş, yaşça bizden büyük olan birisi, sonradan defalarca gördüm oralarda, cebinden çıkardığı tarağının kenarından uzattığı sivri çivi gibi zımbırtı ile topumuzu patlatmıştı...Hala sorarım niye yaptı diye ve de derim kötülük insanın damarlarında olsa gerek...o sokakta bir de KEL2de benden bir üst sınıfta "serdar" diyesim geliyor bir arkadaş vardı, üniversitede ankara'yı kazanmış gitmişti, ertesi sene öldürüldüğü haberi elmişti... gencecik...bizlerle bu sohbetlere katılmaya hakkı yok muydu? ne dönemlerdi onlar...