16 Ekim 2008 Perşembe

MEZECİ RAZİ

Mezeci Razi'nin öyküsünü nerede okuduğumu,veya kimden dinlediğimi hatırlamıyorum. Ama..Karşıyaka'nın unutulan değerleri arasında Onun da yok olup gitmesine gönlüm bir türlü razı olmadı.. Kalk Erdal hamaktan, yeter bu kadar keyif dedim kendi kendime...Belki pekçoğunuz biliyordur ama...Olsun sen bilmeyen Karlis'liler için yazman gerek bunları....

!940'ların sonları da olabilir..1950'nin başları da...Hepimizin..veya çoğumuzun hatırladığı Tilla'nın yerinde, O yıllarda
"Sahil Gazinosu" vardır...Bu gazinonun da mutfağında O yıllarda şöhreti dillere destan olan "Mezeci Razi" çalışmaktadır.
Razi Girit'ten gelmiştir mübadelede Karşıyaka'ya..Ayak işlerine bakmak için girdiği Sahil Gazinosunda daha bir yılı bile
dolmadan "Mezeci Razi" oluvermiştir. Razi'nin uzmanlık alanı tüm Giritliler gibi Ege otlarıdır..Turpotu..Radika..ebegümeci..dalagan..şevketi bostan..stifno..arapsaçı Razi'nin ellerinde nefis mezelere dönüşmekte
üzerine Gödence'den getirtilen özel sızma zeytinyağı da dökülünce..damak çatlatan tatlar çıkmaktadır ortaya...Razi'nin donattığı masalarda içki içmek O dönemin Karşıyakalıları için keyfin doruklarına ulaşmak demektir...Razi her akşam sahil gazinosunun bütün masalarını tek tek dolaşmakta..Her masada bir duble rakı içerken başlattığı doyumsuz sohbetler masadakileri mest etmektedir...Razi'nin şöhreti kısa zamanda Karşıyaka sınırlarını aşmış..Sahil Gazinosunun masalarını Alsancak'tan
Konak'tan gelen konuklar doldurmaya başlamıştır...

O yıllarda nüfusunun yarıdan fazlası gayrimüslüm olan Karşıyaka'da Tabii ki...Sahil Gazinosu konuklarının çok büyük bir kısmını yabancılar oluşturmaktadır...Razi'nin fıkraları...anıları...esprileri...hatta eşek şakaları...günlerce dilden dile dolaşmaya başlamıştır. Aylar..hatta yıllar böyle geçer....

Günlerden bir gün Karşıyaka çarşısında... Dün akşam bir ahbabının evinde kurulan rakı sofrasında"Mezeci Razi zortayı çekti" diye başlayan bir söylenti..Kısa zamanda tüm Karşıyaka'da duyulur..Onu seven herkes, Soğukkuyu'daki derme çatma...gecekondu benzeri evinde 2 gözü 2 çeşme
olan karısına taziyeye giderler...Ama eş dost bir taraftan da cenaze hazırlıklarına başlarlar....
- Bu adamın içi dışı alkol bunu Alibey Hamamında,tellak "Hakkı pehlivan"a yıkatalım ki öteki dünyaya rakı kokusuz
gitsin...espirisi de herkesi güldürür....
Vakit öğleye yaklaşmaya başlayınca..toplanan dostları cenazeyi almak üzere Razi'nin evine giderler...Hüngür..hüngür
ağlayan karısına, cenazenin nerede olduğunu sorarlar...Karısı salonu gösterir...Salonun kapıları açılınca....
herkes donar kalır....
Karşılarına O güne kadar Razi'nin donattığı muhteşem sofralardan...çok daha muhteşem bir rakı sofrası...başköşeye
kurulmuş Razi kıs kıs gülüyor....Herkesin donup kaldığı O anda....
- Hoşgeldiniz...Çok merak ediyordum benim gerçek dostlarım kimler diye...Bunu anlamanın da tek yolu buydu....
canım bugün gerçek dostlarımla içmek istedi...Buyrun dostlarım Razi'nin sofrasına.....
Sayıları 40-50'yi aşan..yerli yabancı dostlar...bir taraftan sofraya yerleşir...bir taraftan da bu mizahsende
başrol oynayan eşini tek tek kutlarlar.......
O gece. unutulmayacak bir gece olur..Kadehler dolup dolup boşalırken.. Konuklar Razi'nin fıkraları...anıları..
ile adeta ikinci kez sarhoş olur....Gecenin sonunda son sözü gene Razi alır ve....
- Gerçek dostlarım..vasiyetim odur ki...Ben ölünce kimse ağlamasın..beni gömdükten sonra topluca herkes sahile
insin...dümbelekler..defler..klarnetler ..çalsın..dostlarım, benim için kadeh kaldırsın....Amaaa mezeniz de sadece leblebi olsun ki...her kadehte beni hatırlayın....der
Ve.....gerçekten öyle olur......

Hiç yorum yok: